Değerli Sokoglam takipçileri, bu yazımızda “Dünyanın en sıcak yeri neresi” ile ilgili sık sorulan soruları yanıtlıyoruz.
Dünyanın En Sıcak Yeri Neresi? İzmir’de Yaşayan Birinin Psikolojik Çözülme Hikâyesi
İzmir’de yaz sıcağı diye bir şey yok. İzmir’de direkt doğayla birebir kavga var. İnsan sabah perdeyi açınca güneşi görmüyor, sanki gökten dev bir tost makinesi sarkıtılmış gibi hissediyor. Ben bunu ilk geçen yaz anladım. Saat sabah 09.15. Daha güne “hafif serin” diye başlayan annem bile balkona çıkıp, “Bugün nefes almak ücretli galiba” dedi.
Tam o sırada aklıma şu soru geldi: Dünyanın en sıcak yeri neresi?
Çünkü insanın yaşadığı yer sıcak olunca, daha sıcağını merak etmesi garip bir savunma mekanizması. “Benden kötüsü vardır” psikolojisi. Üniversite final haftasında LinkedIn’e girip “en azından NASA’da çalışmıyorum” diye teselli bulmak gibi.
Ben de başladım araştırmaya.
Ve arkadaşlar… Dünya gerçekten manyak bir yer.
Dünyanın En Sıcak Yeri Neresi? Cevap Sandığınızdan Daha Acı
Bilim insanlarına göre dünyanın en sıcak yeri genellikle Amerika’daki Death Valley yani Ölüm Vadisi olarak kabul ediliyor. Zaten ismine bakınca bile emlak yatırımı yapılmayacağı belli. Kim bir yere “Ölüm Vadisi” adını verir ki?
“Abi burası çok güzel ya. Çocuk büyütmelik.”
“Adı ne?”
“Ölüm Vadisi.”
“Ha yok ben Karşıyaka tarafına bakıyorum.”
Burada ölçülen sıcaklık tam 56,7 derece.
Bak bu artık sıcak değil. Bu bildiğin evrenin insanlığa “Biraz abartmadınız mı?” deme şekli.
56,7 derece ne demek biliyor musunuz? Telefonu cebinden çıkarınca bildirim yerine “beni rahat bırak” yazması demek. Metal kemere dokununca geçmiş hayatlarını görmen demek.
Ben İzmir’de geçen yaz motor selesine oturdum, çocukluğum gözümün önünden geçti. Death Valley’de yaşasam herhalde direkt soy ağacımı görürüm.
Sıcakta İnsan Karakteri Bozuluyor
Bak bunu bilimsel makale gibi anlatabilirim ama gerek yok. Hepimiz biliyoruz.
Sıcak hava insanın kişiliğini değiştiriyor.
Kışın sakin olan adam, yazın minibüste cam açılmadı diye Spartacus’e dönüşüyor.
Geçen gün dolmuşta bir abi şoföre şöyle dedi:
— Kardeşim klimayı açmayacaksan camdan ayağımı sallandırayım bari.
Bu cümlede hem tehdit var hem çaresizlik var hem de hafif Ege mizahı var.
Sıcaklık arttıkça insanın hayata karşı olan saygısı azalıyor. Özellikle öğlen 2’den sonra beynin içindeki tüm kaliteli düşünceler eriyor.
Mesela ben sıcak havada çok düşünceli biri oluyorum. Ama derin düşünceler değil. Gereksiz düşünceler.
“Acaba ilk karpuzu kim kesti?”
“Terlik neden hep en yanlış anda ayağımdan çıkar?”
“Klima karşısında uyuyunca neden kendimi lahmacun hamuru gibi hissediyorum?”
Bir noktadan sonra beynim PDF hatası veriyor.
İnsanlık Olarak Güneşle İnatlaşmayı Bırakmamız Lazım
Dünyanın en sıcak yeri neresi diye araştırırken fark ettim ki insanlar gerçekten çok garip canlılar.
Mesela biri çıkıyor:
“56 derece mi? Güzel, kamp yapalım.”
Abi neden?
Biz niye doğayla sürekli restleşiyoruz? Ayı görünce selfie çekmeye çalışan insanla, 56 derecede yürüyüş yapan insan arasında çok ince bir çizgi var.
Ben 35 derecede markete giderken vasiyet hazırlıyorum.
Bir de sıcak ülkelerde yaşayan insanların aşırı sakin olması beni şaşırtıyor. Adamın yaşadığı yerde asfalt akıyor, yine sakin sakin çay içiyor.
Ben İzmir’de elektrik 10 dakika kesilince balkon demirine tutunup:
“İşte medeniyetin çöküşü böyle başlıyor…” diye düşünüyorum.
İçimde sürekli felaket senaryosu yazan biri var.
Dışarıdan bakınca:
“Ya takıl işte kanka.”
İçeride:
“Acaba insanlık 200 yıl sonra tamamen klima filtrelerine bağımlı mı olacak?”
Ölüm Vadisi mi Daha Sıcak, İzmir Minibüsü mü?
Bak bilimsel veriler Ölüm Vadisi diyor olabilir ama bence bazı toplu taşıma araçları da yarışmaya dahil edilmeli.
Özellikle klima açılmayan yaz minibüsleri…
Orası artık ulaşım aracı değil. Toplu pişirme sistemi.
Bir gün Buca’dan Konak’a gidiyorum. İçerisi o kadar sıcak ki şoförün dikiz aynasında buğu oluşmuş. İnsanlar birbirine bakmıyor çünkü herkes kendi teriyle kişisel mücadelede.
Yanımdaki çocuk annesine dedi ki:
— Anne ben eriyor muyum?
Kadın hiç düşünmeden:
— Biraz.
Bak “hayır oğlum” bile demedi. Çünkü gerçekçilik kazanmış.
O an dünyanın en sıcak yeri neresi diye biri sorsa direkt o minibüsü gösterirdim.
Sıcakta Verilen Kararlar Güvenilir Değildir
Ben buna inanıyorum.
İnsan sıcakta mantıklı karar veremez.
Mesela yazın herkes spor yapmaya karar verir. Çünkü beynin çalışmadığı saatlerdir.
“Sabah 6’da kalkıp koşacağım.”
Hayır koşmayacaksın.
En fazla alarmı kapatıp tavana bakacaksın.
Ben geçen yaz bir sıcaklık krizinde kendime buz makinesi alma kararı verdim. İki saat boyunca “Bu yatırım geleceğe” diye düşündüm.
Şu an evde duruyor. Hayatımda toplam üç kere kullandım. Birinde de sadece “acaba duman çıkar mı” diye içine soda döktüm.
Sıcak insanı dürtüsel yapıyor.
Bir arkadaşım geçen yaz klimacı çağırmak yerine vantilatörün önüne buz koyup “aynı mantık” dedi. Üç gün sonra boğazı tutuldu.
Ama hâlâ savunuyor:
— Sistem çalışıyordu aslında.
Çalışmıyordu Ferhat. Sen sadece umut ediyordun.
Dünyanın En Sıcak Yeri Aslında İnsan İlişkileri Olabilir
Bak şimdi konu derinleşiyor.
Çünkü fiziksel sıcaklık tamam da bir de sosyal sıcaklık var.
Mesela yazın eski sevgiliden gelen:
“Napıyosun?”
Mesajı var ya…
İşte gerçek sıcaklık o.
Telefonu görünce bir anda kalp ritmi değişiyor. Klima yetmiyor.
İnsan düşünüyor:
“Bu mesaj samimi mi?”
“Canı mı sıkıldı?”
“Yoksa story’yi yanlışlıkla mı beğendim?”
Ben böyle anlarda aşırı düşünmeye başlıyorum. Arkadaş ortamında komik takılan insanların ortak özelliği bu zaten. Dışarıdan kahkaha, içeride küçük çaplı psikolojik TED Talk.
Bir arkadaşım bana şöyle dedi:
— Oğlum sen çok düşünüyorsun.
Dedim ki:
— Evet ama bunu da fazla düşünüyorum.
Sıcak havada bu düşünceler daha da büyüyor. Çünkü gece uyuyamıyorsun. İnsan gece sıcakta yatarken hayat muhasebesi yapıyor.
Tavana bakıp:
“Acaba 2016’da söylediğim o saçma şeyi herkes hâlâ hatırlıyor mu?” diye düşünüyorum.
Muhtemelen kimse hatırlamıyor ama beynim Netflix belgeseli hazırlıyor.
Peki Dünyanın En Sıcak Yeri Gerçekten Neresi?
Bilimsel olarak cevap belli:
Death Valley.
Ama bence sıcaklık sadece termometreyle ölçülmüyor.
Bazen yazın açık otoparkta bekleyen araba daha sıcak.
Bazen annenin:
“Klima açma hasta olursun.”
deyip camı da açtırmadığı salon daha sıcak.
Bazen düğünde halay sırasında takım elbisenin içi daha sıcak.
Bir keresinde yaz düğününde kravat taktım. Hayatımın en yanlış kararıydı. Nikâh memurundan çok ben terliyordum. Fotoğraflarda damattan daha stresli görünüyordum.
Bir ara garson gelip bana su verdi.
Ben davetliydim.
İzmir’de Yazın Hayatta Kalma Rehberi
Kendi deneyimlerime göre birkaç önemli madde bırakmak istiyorum:
1. Plastik Sandalyeye Güvenme
Güneşte beklediyse artık sandalye değildir. Sessiz tehdittir.
2. Araba Direksiyonuna Çıplak Elle Dokunma
Bu refleksi bir kez yaparsın. Sonra karakter gelişimi yaşarsın.
3. “Akşam Serinler” Yalanına İnanma
Serinlemiyor. Güneş sadece farklı açıdan vuruyor.
4. Soğuk Duşta Hayatı Sorgulama Süresi Normaldir
Ben bazen duşta öyle uzun kalıyorum ki ailem:
— Çocuk inzivaya mı çekildi?
diye düşünüyor olabilir.
Sonuç: Dünyanın En Sıcak Yeri Bazen Harita Değil, Ruh Hâlidir
Dünyanın en sıcak yeri neresi diye başlayan mesele bende başka yere bağlandı açıkçası.
Çünkü insan bazen fiziksel sıcaktan değil, zihninin içindeki kalabalıktan bunalmaya başlıyor.
Ama galiba olay şu:
Hayat ne kadar bunaltıcı olursa olsun, insan yine bir şekilde mizah buluyor.
Dolmuşta.
Sahilde.
Klima kavgasında.
Erimiş dondurmada.
Gece yatağa dönüp dururken.
Belki de bizi ayakta tutan şey bu.
Çünkü Türk insanı dünyanın en sıcak yerinde bile şunu diyebiliyor:
— Nem var ya nem.
Ve nedense herkes aynı anda başını sallıyor.
Bu ortak acı bizi birleştiriyor olabilir.
“Dünyanın en sıcak yeri neresi” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Sokoglam okurları için daha fazlası yolda!