Kayseri’de Soğuk Bir Kış Sabahı ve İçimdeki Eksik Parça
Sizin İçin Seçtik: Yeti Efsanesi filmine benzer filmler nelerdir ?
Kayseri’de kış hep sert gelir. Sabahları pencerenin camına vuran buz gibi hava, sanki geceden kalma bütün düşüncelerimi silmek ister. Ama silmez. Tam tersine, her şey daha da netleşir. O sabah da öyleydi.
Elimde kahvem, defterim açık, kalemi bir süre öylece tuttum. Yazmak istiyordum ama nereden başlayacağımı bilmiyordum. Çünkü içimde tuhaf bir eksiklik vardı. Adını koyamadığım bir boşluk. Sanki çocukluğumdan beri bir şey eksik kalmış da ben yıllardır onu arıyormuşum gibi.
O sırada aklıma yine aynı soru düştü:
Yeti nerede yaşar?
Çocukluğumdan Kalan Bir Efsane
Bu soruyu ilk kez çocukken duymuştum. Okul çıkışı, mahalledeki küçük kütüphaneye girdiğim günlerden biriydi. Rafların arasında gezerken eski bir kitapta karşıma çıkmıştı adı: Yeti
Bembeyaz dağlarda yaşadığı söylenen, kimsenin tam olarak göremediği, sadece izleriyle varlığı hissedilen bir şeydi. O zamanlar korkmuştum. Ama aynı zamanda tuhaf bir şekilde büyülenmiştim.
Çünkü çocuk aklımla şunu düşünmüştüm:
“Bir şey gerçekten varsa ama kimse onu tam göremiyorsa, belki de en gerçek şey odur.”
O düşünce yıllar sonra bile içimde bir yere takılı kaldı.
Defterler, Yarım Kalmış Cümleler ve İçimde Büyüyen Boşluk
Şimdi 25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum. Günlük tutmayı seviyorum. Aslında “sevmek” kelimesi bile yetersiz kalıyor bazen; yazmak benim için nefes almak gibi. Ama ne kadar yazarsam yazayım, bazı cümleler hep yarım kalıyor.
O sabah defterime sadece şunu yazabildim:
“Bir şey eksik. Ve ben onun ne olduğunu bilmiyorum.”
Kalemi bıraktım. Dışarı baktım. Sokaklar sessizdi. Kar henüz tam yağmamıştı ama havada o ağır kış kokusu vardı. O koku bana hep aynı hissi verir: uzaklık. Sanki bir şeyler hep biraz uzakta kalacakmış gibi.
Ve yine o soru geri geldi:
Yeti nerede yaşar?
Dağlara Kaçma İsteği
Bugünkü makalemizde “Yeti nerede yaşar” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.
Bazen düşünüyorum, insanlar neden dağlara gitmek ister? Neden şehirden kaçıp sessizliğe sığınmak ister?
Belki de hepimiz içimizde bir yerlerde kaybolmuş bir şeyi arıyoruz. Belki de Yeti gibi biz de görünmeyen bir şeyi takip ediyoruz.
O gün ani bir kararla Erciyes’e gitmeye karar verdim. Kayseri’nin hemen yanında yükselen o devasa dağ… Çocukken uzaktan bakıp hayran kaldığım, “orada ne var acaba” diye düşündüğüm o yer.
Otobüse bindiğimde içimde garip bir heyecan vardı. Sanki gerçekten bir şeyi bulmaya gidiyordum. Ama neyi bulacağımı bilmiyordum.
Erciyes Yolunda Sessiz Düşünceler
Yol boyunca camdan dışarı baktım. Şehir yavaş yavaş geride kaldı. Binalar küçüldü, sesler azaldı. İçimde ise bir şey büyüyordu: merak.
Kendime defalarca aynı soruyu sordum:
“Ben neden buradayım?”
Cevap yoktu. Ama belki de her şeyin cevapsız olması gerekiyordu.
Bir noktada telefonumu çıkardım, notlara şunu yazdım:
“Yeti nerede yaşar? Belki de dağlarda değil. Belki de insanın kendi içindeki boşlukta.”
O an ürperdim. Çünkü bu düşünce fazla gerçekti.
Karın İçinde Kaybolan Düşünceler
Teleferikten yukarı çıktığımda dünya bambaşka bir şeye dönüştü. Ağaçlar, yollar, şehir… hepsi küçüldü. Sessizlik büyüdü.
Kar başlamıştı. İnce ince, yüzüme çarpıyordu. Her tanesi sanki içimdeki bir düşünceyi siliyordu.
Bir süre yürüdüm. Kimse yoktu. Sadece ben ve bembeyaz bir boşluk.
Ve o anda, saçma ama çok güçlü bir his geldi:
Biri beni izliyor gibiydi.
Korkmadım. Daha çok… anlaşılmış hissettim.
Sanki Yeti oradaydı ama görünmüyordu. Sanki varlığı, görünmemeyi seçmişti.
Görülmeyen Şeylerin Gerçekliği
O an durdum. Nefesimi dinledim. Rüzgarın sesi bile değişmiş gibiydi.
Kendi kendime fısıldadım:
“Yeti nerede yaşar?”
Cevap yine yoktu. Ama içimde bir his vardı. Çok net bir his: bazen aradığın şey bulunmak istemez.
Belki de mesele onu bulmak değil, onu hissetmeyi öğrenmektir.
O yüzden o gün ilk defa şunu düşündüm:
Belki de Yeti bir yaratık değil. Belki de insanın yalnız kaldığında karşılaştığı kendi gölgesi.
Geri Dönüş ve İçimdeki Sessiz Değişim
Akşam olduğunda geri dönmek zorundaydım. Hava daha da soğumuştu. Ellerim uyuşmuştu ama içimde garip bir sıcaklık vardı.
Otobüse bindiğimde camdan dışarı baktım. Dağlar yavaşça geride kaldı. Ama içimde bir şey yer değiştirmişti.
Artık aynı soruyu farklı hissediyordum:
Yeti nerede yaşar?
Belki de cevap dışarıda bir yerde değil. Belki de insanın kendi sessizliğinde, kimseye anlatamadığı düşüncelerinde, geceleri uyumadan önce aklından geçen o küçük korkularda.
Gece Defterine Düşen Gerçek
Eve döndüğümde defterimi açtım. Uzun süre yazmadım. Sadece düşündüm.
Sonra kalemi aldım ve şunu yazdım:
“Bugün dağda kimseyi görmedim. Ama ilk kez kendimi biraz daha az yalnız hissettim.”
Garipti. Çünkü yalnızlık azalmamıştı aslında. Ama onunla barışmış gibiydim.
Ve belki de Yeti tam olarak bunu temsil ediyordu: görünmeyen ama hissedilen bir varlık.
Umarız “Yeti nerede yaşar” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Sokoglam ailesiyle kalmaya devam edin!
İçimdeki Yeti
Günler geçti. Ama o gün Erciyes’te hissettiklerim içimde kaldı. Artık her sessiz anda o soruyu yeniden duyuyorum:
Yeti nerede yaşar?
Ve her seferinde farklı bir cevap geliyor içimden.
Bazen diyorum ki: yüksek dağlarda.
Bazen diyorum ki: insanın çocukluğunda.
Bazen diyorum ki: kimsenin bakmadığı yerde.
Ama en çok şunu hissediyorum:
Belki de Yeti, insanın kendine en uzak olduğu yerde yaşıyor. Ve biz ne zaman içimize dönsek, onu biraz daha yakalıyoruz.
Son Düşünce
Şimdi bu satırları yazarken Kayseri yine sessiz. Pencerenin dışında rüzgar var. İçimde ise aynı eski ama artık tanıdık his:
Eksiklik.
Ama bu kez korkutmuyor.
Çünkü artık biliyorum ki bazı soruların cevabı bulunmak için değil, hissedilmek için var.
Ve ben o soruyu hâlâ soruyorum:
Yeti nerede yaşar?
Belki de en doğru cevap, onu aramaya devam eden herkesin içinde saklıdır.