Tuva Türk mü? (Bir Yolculuğun Kalp Atışları) Bir akşamüstü, eski defterlerimi karıştırırken bir harita düştü masama. Alt köşesinde kurumuş bir kahve lekesi, üstünde ince bir kalemle yazılmış bir cümle: “Tuva Türk mü?” O an içimde, bir hikâye anlatma isteği kabardı. Çünkü bu sorunun cevabı, bir satır değil; yüzlerce yılın rüzgârı, seslerin ve yüzlerin gölgesi, dillerin birbirine uzanan sıcak eli gibiydi. Gelin, size bu haritanın izinde yürüdüğümüz yolculuğu anlatayım. Giriş: Ateş Başında Üç Yol Arkadaşı Yol arkadaşım Oğuz, stratejileriyle ünlüydü. Haritayı katlar, rotayı hesaplar, riskleri bölüp yönetirdi. “Önce verileri toplayacağız, sonra hüküm kuracağız,” derdi. Elif ise bambaşka bir dilden konuşurdu; insan…
2 Yorum